"Yeni anayasayı AKP'ye küresel sermaye ve ABD yaptırıyor "
Aynı zamanda hukuk profesörü de olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, Uludağ Üniversitesi'nin Nilüfer Belediyesi ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile ortaklaşa düzenlediği 'Yüz Yüze Söyleşiler' etkinliğinde CHP'den duymaya alışık olunmayan açıklamaları ile dikkat çekti.
"Yeni Anayasa: Anlamı, Mekanı ve Zamanı" başlıklı söyleşiye katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum ile Fethullah Gülen'in biyografisini yazmasıyla bilinen gazeteci-yazar Faruk Mercan, yeni anayasaya ilişkin görüşlerini bildirdi. 2. cumhuriyet anayasasının hazırlanması sürecinde uzlaşma kapılarını kapatmasa da, Süheyl Batum'un yeni anayasa ile ilgili açıklamaları anamuhalefetin en yüksek mercileri tarafından malumun ilanı olarak algılandı.
"Yeni anayasa talebi küresel sermaye ve ABD'den geliyor"
Türkiye'nin geçmişine bakıldığında anayasaları Batı'nın isteğiyle yapma geleneği olduğunu söyleyen Batum, "yakın tarihimizde 1961 Anayasası'nın ABD'nin isteğiyle, 1982 Anayasası'nın, 24 Ocak Kararları ile Türkiye'ye biçilen rolün sonucu olarak yapıldığını" söyledi.
Batum, 2012 Anayasası'nın da küresel sermayenin dayatmasıyla yapılmaya çalışıldığını öne sürerken, "1961 Anayasası ABD'nin isteğiyle yapıldı ama içeriğinde hak ve özgürlükler de vardı. 1990'lardan itibaren tek kutuplu hale gelen dünyada, ABD kendine bir statü belirledi ve Türkiye'ye bir rol verdi. Hükümet de küresel sermayenin istediği anayasayı yapmaya çalışıyor. Küresel sermayenin önünü kesen şeyler vardı. Örneğin bazı satışlar kamu yararı gerekçesiyle Danıştay'dan dönüyordu. Küresel sermaye bundan tedirgin oluyor diye Anayasa'dan kamu yararı kavramını kaldırıyorlar. Toplumun hukuksal güvencelerini zaten sıfırladılar ve Anayasa'dan da kaldırıyorlar. Bu yeni anayasa ülkemizin varlığını yokluğunu etkileyecek boyutta. İktidar, ABD'ye bu anayasa için söz verdi, istese de başka bir anayasa yapamaz" dedi.
"Tüm çatışmalara çözüm bulunmalı"
Konuşmasına devam eden Batum, sanki burjuva demokrasilerinde mümkünmüş gibi, "bir toplumda yeni bir anayasa yapıldığı zaman toplumsal tüm çatışmalara çözüm getirilmesi gerektiğini" ifade etti. AKP tarafından, ABD ve küresel sermayenin dayatmasıyla yapılacak bir anayasanın Türkiye'deki sorunları çözmeye muktedir olabileceği zannıyla kendi içerisinde çelişen Batum, "Türkiye'de son 30 yıldır ne gibi sorunlar yaşanıyor biliyoruz. Terör yaşanıyor bu ülkede, binlerce evladımızı kaybediyoruz. İşte yeni yapılacak anayasa Kürt meselesi başta olmak üzere, hak ve özgürlükleri güvence altına almalı. Emeğe saygı duymalı, yargı bağımsızlığını sağlamalı, demokrasi, eğitim vb. birçok sorunu halletmeli. Yeni yapılacak anayasa 30 yıldır yaşadığımız bu sorunlara çözüm bulabiliyorsa iyi bir anayasa olacaktır" diye konuştu.
AKP'nin bundan önceki anayasa değişikliklerinde uzlaşmak gibi bir arayışı olmamasına karşın Batum yeni anayasanın tek bir maddesinin bile uzlaşma sağlanmadan çıkması halinde net olarak halka dönerek bunu anlatacaklarını dile getirdi ve "Ben şu anda diktatörlük olduğuna net olarak inanan biriyim. Çünkü toplumun tüm hukuksal güvencelerini sıfırladılar. Yaptıkları anayasa ile küresel sermayenin haklarını güvenceye alıyorlar. 12 Eylül Anayasası'nda, 'Annelerimizi, babalarımızı terör belasından kurtarıyoruz' diye kandırdılar. Onlar da gençler birbirini sağ-sol çatışmasından dolayı öldürüyor sandılar. Bunun olmaması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu anayasanın bir tek maddesi bile uzlaşmadan çıkarsa o anayasa iktidarın anayasası olacaktır" ifadelerini kullandı.
Faruk Mercan'a göre küresel sermaye ve ABD'nin rolü yok
Yeni anayasanın küresel sermayenin dayatması ile yapılmadığını, bu nedenle Süheyl Batum'a katılmadığını belirten Faruk Mercan ise, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, yeni anayasanın da 4 temel konuya çözüm getirmesi gerektiğini savundu. "Yeni anayasanın çözüm getirmesi gereken konulardan biri Kürt problemidir. Bu ülkede 13.3 milyon Kürt yaşıyor ve bunlar görmezden gelinemez. Bu insanlar 66. maddeden mutsuz ise bu sorun giderilmelidir ve bana kalırsa en iyi çözüm anayasal vatandaşlıktır. İkinci konu da ana dilde eğitimdir. Üçüncüsü de yerel yönetimlerdir. Leyla Zana, herkesi şaşırtan bir şekilde, 'Otonomi bizi kesmez, silah Kürtlerin güvencesidir' gibi laflar söyleyerek süreci ne yazık ki baltaladı. Dördüncüsü de inanç özgürlüğüne çözüm bulunmalıdır." diyen Mercan, "yeni yapılacak anayasanın Türk-Kürt çatışmasına yol açmadan, bölünmeden, en azından yüzde 85 gibi temsil kabiliyeti olan uzlaşmacı bir anayasa olması gerektiğine inandığını" belirtti.
Bursa Yorum Haber Merkezi



Yorumlar
Yeni yorum gönder