Uludağ Üniversitesi'ne bu sene kayıt yaptıran öğrencilere Bologna Süreci'ni öven ve "üniversitenin rekabet gücü"ne vurgu yapan bir mektup yollayan rektör Kamil Dilek'e TKP'li Öğrenciler'den yanıt geldi: "Uludağ Üniversitesi öğrencilerinin bu sürece karşı mücadele edeceğinden kuşkunuz olmasın!"
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kâmil Dilek Uludağ Üniversitesi'ne (UÜ) yeni kayıt yaptıran üniversite öğrencilerine bir mektup göndererek hayatlarında başarılar diledi. Buraya kadar normal olan ise buradan sonra anormal bir hal almakta lakin. Kamil Dilek UÜ'ye kayıt yaptıran öğrencilere neler kazandıklarını anlatırken üniversitelerin paralılaştırılması, piyasacılaştırılması, bilimin toplumsal yarar için yapılmas gereken bir şey olmaktan çıkartılarak artı değer üreten bir metaya dönüştürülmesi gibi eleştirilere konu olan Bologna Süreci'ni övmesi ve "üniversitenin uluslararası rekabet gücünün artırılmasına" vurgu yapması dikkat çekti. Kamil Dilek'in mektubundaki ifadeler şöyle;
"Üniversitemiz halen sürdürdüğü ve eğitimde reform anlamına gelen akreditasyon programı ile dünya standartlarında eğitim kalitesine ulaşmayı hedeflemiş ve son on yıldır yapılan çalışmalar ile eğitim programlarının uluslararası akreditasyonunda önemli başarılar elde etmiştir.
Ülkemizde de Avrupa Yükseköğretim alanı oluşturmayı amaçlayan Bologna Süreci konusundaki çalışmalar tüm hızıyla devam etmektedir.
Bu ve benzeri çalışmalar, sizlerin uluslararası zeminlerde rekabet gücünü arttırıp tüm Avrupa’da geçerli bir diplomaya sahip olmanızı sağlamaktadır."
TKP'li Öğrenciler ise mektuba şöyle yanıt verdiler;
"Sayın Rektör,
Kaleme aldığınız mektupta Bologna Süreci’ne vurgunuzu gözden kaçırmadık. Ancak biz Bologna Süreci’nin, GATS (Genel Hizmet Ticareti Anlaşması) rejiminin eğitim alanında şekillenmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu biliyoruz. Dünya Ticaret Örgütü içinde oluşturulan ve 1995 yılında yürürlüğe giren GATS, hizmetler alanının uluslararası ticaretinde 'kuralları belirlemek' hedefiyle imzalanmış, kamusal hizmetler alanının uluslararası sermayeye kârlılık alanı olarak açılmasının temel yasal düzenlemesi olarak geçerli hale geldiğini de biliyoruz. Ayrıca, 2002 yılında 144 Dünya Ticaret Örgütü üyesinden 44 tanesinin sınırlamaları kaldırarak ve gerekli yasal düzenlemeleri yaparak eğitim alanını sermayeye açacaklarını taahhüt etmiş durumda olduklarını ve Türkiye’nin de bu ülkeler arasında yer almakta olduğunu da…
Bologna Süreci’nin 'istihdam edilebilirliğe yönelik eğitim' hedefi, üniversite eğitimine yaklaşımın, 'emek pazarının ihtiyacı doğrultusunda kişi merkezli öğrenim' haline gelmesine yol açmakta olduğunu söylememize gerek bile yoktur.
Sizin övgülerle bahsettiğiniz bu sürece karşı Uludağ Üniversitesi öğrencilerinin mücadele edeceğinden kuşkunuz dahi olmasın."
Bursa Yorum Haber Merkezi
Yorumlar
Yeni yorum gönder